SENDEN

ruhu ruhuma yakın olan, beni anlayan, duygularımı yüreklerinde hisseden binlerce güzel insandan anlamlı mektuplar, mesajlar aldım. hepsini buraya koymama imkan yok. işte, numune kabilinden bazıları:

inanmak zor geliyor böyle bir insanın varlığına. sürekli okuyorum, okuyorum... birini bitirip, öbürünü elime alıyorum kitapların. ama hâlâ aynı şaşkınlık üzerimde. evet, biz genciz, evet, gelecek biziz, ama bugüne dek bu sözlerin gerektirdiği eylemleri yapan kimseye rastlamadım. biz hep "bekleme" modunda tutulmaya mahkum edildik. kararlar alındı bizim yerimize, kariyerler çizildi, planlar, krokiler... bir cümlemiz vardı hep, ama öznesi olamadık onun hiç. ya gizli özneler girdi araya, ya edilgen fiiller. şimdi bir adam çıkmış diyorki, sen "genç"sin, bu yüzden odağındasın hayatın. zihnine şekil verilecek kıvamdasın, şimdi hamuruna ne katarsan, bundan sonra tabağına hep o çıkacak. bu yüzden ilgi gösterilmeli sana, birileri elinden tutmalı ki derin sularda kaybolmayasın, yanlış limanlara uğramayasın. bu adam diyor ki, işte önünde derya, bu senin gemin, bu da dümenin, gez, dolaş, keşfet, korkma bilinmeyeni aramaktan ama sana bir rehber lazım mutlaka. bazen kendi rehber oluyor, bazen rehber kitaplar, insanlar gösteriyor... haksız mıyım ben şaşırmakta?
ayşenur


"yazar olmak istiyorum" kitabı ile başladım sizi hayatıma dahil etmeye ve ne çok geç kalmışım dedim kendime. (diğer kitaplarınız için de.) uzun şeyler yazmak ister gönlüm fakat kelimeler yetmez. size teşekkürü borç bildim. bir gün karşılaşırsak borcumu ödeyeceğim. "yazar olmak istiyorum" kitabı düşüncelerime tercüman oldu, zihnimde farklı yerlere, farklı cümlelere değindi. bir kez daha inandım kendime, bir kez daha başaracağım dedim. evet! evet! yazar olacağım! insanların kalplerine dokunacağım. onların düşüncelerini hissedip yazacağım. onları anlayacağım ama ilk önce kendimi anlayacak ve tanıyacağım. bir aşk bu; uzak zamanda en sonunda ulaşacağım "aşk." bir gün karşılaşırız ve benim eserlerim hakkında sizin değerli düşüncelerinizi, eleştirilerinizi dinlerim, memnun olurum. teşekkürler, bizlere güzel bilgiler sunduğunuz için.
melike

özlem acar sonsuz hayat seni bekliyor adlı kitabım hakkında şunları yazmış:
geçen yaşadığım olay üzerine facebookta şunları yazmıştım :
"güne bir "bebeğin" ölümüyle başladım.daha geçen annesi kardeşime onun can buluşunun fotoğraflarını çekmesini istiyordu.o can şimdi bir melek.ölüm geliyor aklıma...karanlık, korkulu, ürkütücü...ne yalan söyleyeyim ölümden çok korkuyorum.düşünmek acı veriyor.üzülmemiz de gerekiyor. diyorum siz ve ben inanan insanlarız .sanırım ibadet de yapıyorsunuz.o zaman korkmama ve korkmanıza gerek yok.ölüm ve sonrası konusunda ilim havuzu geniş, öğrenecek çok şey var. öğrendikçe, inandıkça korkmaya gerek olmayacağını göreceğiz.
tam da "sonsuz hayat seni bekliyor" adlı kitabı okurken yaşadım bu olayı.bu olay da bunları yazdırmıştı.ben de ölüm korkusu yaşayan insanlardan biriydim.bu kitabı 2008 de almıştım.o zaman okumak nasip olmadı, şimdilerde okuyorum.çok güzel bir kitap, konusuna göre ağır bir kitap değil.hatta diyebilirim ki ölüm hiç bu kadar güzel anlatılmamıştı.size kitabın tanıtımında yazanları aktarmak istiyorum:
zeki bir insansın sen… okuyan, düşünen, hayatın anlamını kavramak isteyen… aklın rahat durmuyor. soruların, sorgulamaların var… 
sıradan biri olmak istemiyorsun. “kimim ben?” diyorsun “neden dünyadayım, nereye gidiyorum, ölümden sonra ne olacak?” 
düşünmeden yaşayamazsın sen… kalbinin sesini susturamazsın… biliyorum, bazen dünyaya bile sığmıyorsun… ruhunun kanatları gökyüzüne değiyor… bütün kalbinle inanıyorsun, sonsuz hayat seni bekliyor… 
senin dilinden konuşacak, sorularına cevap olacak, “senin gibi özgür” bir kitap lazım sana… ne dersin, bana iyi arkadaş olabiliriz gibi geliyor…
http://aradakalanlar.blogspot.com.tr/2012/06/olum-hic-bu-kadar-guzel-anlatilmamisti.html
özlem acar

yedimde yazmayı öğrendim on beşimde yazar olmak istiyorum dedim. umutlarım var abi, dizginleri var mıdır umutların? hayallerimiz hadsiz hesapsız olabiliyor mu mesela? sorularım var, cevapları bilinmek istemeyen... benimsediğim bazı değerler var, beni zafere götüreceğine gönülden inandığım...
abi ben yazar olmak istiyorum, sana gelen her mektubun ana konusu gibi, ben de yazar olmak istiyorum. ve bir gün olacağıma gerçekten inanıyorum. ne yapmalıyım abi? bana bir yol göster. dergilere sürekli yazılar gönderiyorum, adı yok mesela... kaç tane yazımı yolladım, bilmiyorum, ama her defasında reddedilmekten ümitsizliğe kapılıyorum bazı zamanlar... her yazarın bu yollardan geçtiği söylenir. peki siz hiç umutsuzluğa yakalandınız mı? 
esma ş.

aklınıza gelen ilk sorudur sanırım. ben kimim ? belki sessiz bir okuyucunuz,belki de satır arasındaki hikaye mahzenlerinde yaşamını sürdüren bir kahraman.... ne önemi var ki zaten .ben sizinle adınızı canınızı memleketinizi bilmezken tanıştım.içimde açtığınız bir ufuk penceresi ile bir masal düşlüyorken tanıdım sizi. gönül acılarınızın ruhumdaki tesirir ile akıttım gözümden yaşları. ve bana fısıldadığınız umut sözcükleriyle sabretmek istedim meşakkatlere .her kelimenin özünü kalbime sızdırıp merhemi ile teselli buldum derinden. bir hayal kurdum kendimce .sonuna dek inandım. .gerçi ne kadar dilimden tersine sözcükler dökülse bile kitap ile geçmiş tüm cümlelerle tatlı tatlı atıyor kalbim. ne laf anlamaz şey bir bilseniz .
yazarlık çetrefilli bir yol biliyorum . bolca sabır istifliyorum bu yüzden .sağır kaplumbağa misali ilerliyorum satırlarımın gölgesinde  sizlerin peşisıra. bir yol alıyorum kendimce ...ayak izleriniz ardında küçük de olsa bir iz bırakabilmek uğruna. sağır dilsiz ve kör fikirlerimde yeni güneşin doğuşuna tanıklık etmek istiyorum .toprağın diplerine gömülmüş bir bambu tohumu misali çıkmak istiyorum yeryüzüne .ama bazen vazgeçecek gibi oluyorum. uyuşmuş gibi duygularım. kimi zaman bir iyileşme sezer gibi olsam da hala kapanmayı dileyenlerin yaralarım var açıkta .bir garabet duyuyorum hislerimde .bir dağdada  sarmaşıklarla sarılmış gibiyim. bahçemi arıyorum. kaybolmuş bahçemi bulmayı diliyorum samimiyetle .
bu minval üzere geçiyor hayat maratonum .oldukça uzun ...bir dost ,bir yardım, bir ümit  arıyor gözlerim. çıktığım yolun kadim bir yolcusundan duymak istiyorum ümit sözcüklerini. burada dur devam edemezsin. diyerek yahut ha gayret az daha uğraş diyecek bir ses... yine kafamın içindeki binbir türlü sesi anlaşmaya çalışırken bir kitap buluyor kalbim.
'kalbinin sahibine emanet ol."  kitap ki onunla buluyorum istikameti .bir yazar ki beni dinliyor, bir yazar ki bana bakıyor noktaların içindeki gizli gözlerden sesleniyor ısrarla. gayretime muhabbet katıyor.
diliyorum ki rabb'im gelecek neslin elinde keskin kalemiyle hakkı haykıran cihan davasının ortak duygularını paylaşan sizin gibi yanlış yollar düşme amacındaki gençlere yol gösteren bir yazar olurum.
bana iki satır dahi olsa bir cevap yazacak olursanız sanırım şevkten dört köşe olacağım. yardım ve tecrübelerinize aç bir öğrenciniz...
iklima

merhaba ömer abi...
aslında söze nasıl başlayacağım konusunda emin değilim fakat bir yerden başlamak gerek.
öncelikle sizi nasıl tanıdığımı anlatayım.
arkadaşım bana sizin bir kitabınızı vermişti. yaklaşık 13 yaşlarındaydım. tam anlamamıştım o zamanlar ne demek istediğinizi. tabii yarıda bırakmıştım. derken aradan 2 yıl geçti. kitaplığımda göz gezdirirken o kitap çarptı gözüme. sana yeni bir dünya gerek adlı kitaptı sanırım. açayım, biraz bakayım demiştim. okudukça okuyasım geliyor, elimden bırakamıyordum kitabı. nedeni belliydi. kendimi bulmuştum kitapta. o kitabı okuyan herkes gibi. oradaki soruları ben sormuşum gibi, o yanıtları da bana veriyormuşsunuz gibi okudum. böyle böyle hepsini bitirdim kitapların. biri bitince diğerini, o da bitince başka birini alıyordum. hatta kütüphane görevlisi bile alışmıştı bu duruma. ne zaman kitap istediğimi belirtsem "ömer sevinçgül mü?" diyerek uzatıyordu kitabı. sensiz ama seninle kitabını çok merak ediyordum özellikle. namını duymuştum bir kaç tanıdığımdan. çok övmüşlerdi. bir türlü alamamıştım. kısmet bugüneymiş. şu anlarda okuyorum kitabınızı. ve sizi daha iyi tanımak bana mutluluk veriyor. kitaplarınızı sanki sizinle sohbet ediyormuş gibi okumayı çok seviyorum. çok beğenerek takip ettiğim bir yazarsınız. samimiyetiniz özellikle. çok buhranlı zamanlarım oldu ve kitaplarınız karanlık bir tüneldeki ben'e tutulan ışık gibi oluyordu. bilmeden bana o kadar çok yardımınız dokundu ki. hala da dokunuyor. zaman zaman ümitsizlik kuyusuna düştüğüm anlarda bana uzatılan ip oluyor kitaplarınız. ben de yazar olmak istiyorum. bunun hakkında yazdığınız kitap kitaplığımda hatta. elimdekini bitirip başlamak istiyorum. yazarlık çok çetrefilli bir yol. biliyorum. ama elimden ne geliyorsa yapmaya hazırım. küçüklüğümden beri kitapları en yakın arkadaşım olarak benimsemiş, insanlardan daha çok sevmiştim. ben de başkalarının en yakın arkadaş olarak benimseyeceği kitaplar yazmak istiyorum. bu zorlu yolda sizi örnek alıp yürümek istiyorum. yolumu kaybettiğim anlarda gökyüzünde parlayan kutup yıldızı olduğunuz için ne kadar teşekkür etsem az..
vaktinizi aldıysam özür diliyorum...
e.nur


size bir şey söyleyeceğim. biliyorsunuz benim buradaki kitaplığımda sizin kitaplardan bir kaç tane var. istanbuldaiken bunlar bana hediye etmiştiniz önce. bir büçük yıl falan boyunca bu kitaplarınız okumaya çalışmadım. önce çalıştığımda çok yavaşca okuyabiliyordum, sürekli türkçe-ingilizce sözlüğa bakmam gerekiyordu. bu geçen yıllardar çok tercüme işler yaptıktan sonra, kitaplarınız okumaya bir daha denedim. neredeyse ingilizce kitap gibi okuyabiliyorum. bazen okuyunca kitabı farklı bir dilde yazılmış unutuyorum. iki sayfada bir kere falan sözlüğa bakıyorum. ve sözlüğa bakarken çok güzel kelimeler öğreniyorum - 'sükunet' gibi. ve sizinle dil, kelimeler ve edebiyat hakkında sohbetlerimizden sonra biliyorum siz bu kitaplar yazarken, kelimeleriniz çok dikkatlıcı seçmiştiniz. buyüzden bir şey farkettim: bu kitaplar bana iki kere hediye oldu. birincisi bana kitaplar vermiştiniz, bu çok güzeldi. ama sonra onun içinde başka bir hediye saklanmıştı buldum. kitapların içinde hem siz nekadar harikulade bir yazar oldunuz ispatlayan, hem türkçem ilerletecek, süslenecek, fikirlerim ifade edebilecek çok sade ve özel kelimeler var. ikinci ve en değerli hediyesi bu yani. bunu düşündüğümde başka bir şey aklıma geldi. dünyasında çok yeni dil öğrenenler var. bazı ingilizce öğreniyorlar, bazı arapça, bazı çince, ve sayrı ve sayrı. milyonlarca var herhalde. on veya yüzmilyonlarca muhtemelen. o milyonlardan, onların kaç tane, o yeni dil öğrenmek için, o yeni dil çok seven ve çok yakından bilen, alim, ünik, sabır, inanılmaz mütevazi, nazik, profesyonel yazar olan bir rehberi var? yüz mü? on mu? tek bir olsaydı şaşırmam. bunu düşündüğümde size tanıdığım için ne kadar şanslı oldum tekrar farkettim. demek istediğim şeyi anlatabildim ummarım.  
dostunuzdan saygılarla,
alex smith (harvard university, usa)


ömer sevinçgül benim için iyi bir yazardan öte iyi bir insan bu kitaplarına da yansıyor zaten bir kitabını okuyunca insan çıkamıyor etkisinden , tanımak istiyor. kitaplarını okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
b.acarbay

ve hep de en samimi cümlelerin, hikayelerinle dokundun bize... sen busun çünkü bu olmaktan başka elbise yakışmamalı üstüne, kalbi olanlar anlatabilir her mısranın hüznünü sewincini en güzel kalplerin gercekliğini anlattın bize teşekkür ederim butun ömer sevinçgül okuyucularına ithafen.
gamze

nereye gideceğimi, ne yapacağımı bilmiyordum... en buhranlı dönemlerimdi o zamanlar... karar verebilme yetim adeta çökmüştü... irademin dizginini kaptırmış, rüzgar nereye eserse o yana savrulan bir yaprak gibiydim... aklım, duygularımdan, duygularım da aklımdan habersiz sürekli kendimle tartışıp duruyordum... ruhumu, bedenimin karanlık dehlizlerinde kaybetmiştim... bir ölüden farksızdım ve ayakta kalabilmek çok güçtü... tam o zamanlar da bir el uzandı. tuttu kaldırdı beni... "özel insanlar arıyorum, sen de onlardan birisin..." dedi. "engin fikirlerinle,  pespembe düşlerin ve o içinden çıkamadığın sorularınla özelsin. sorular... sorular canını yakarlar çöz onları!“ diyerek beni kendimle yüzleştirdi... geceler boyu hayatı, edebiyatı, aşkı konuştuk... sıkıntılarımı, hayat okulunda karşılaştığım problemlerimi anlattım ona... bana abi olup beni hep dinledi. ilk kez birey olabildiğimi bu kadar güçlü hissettim... çünkü ilk kez fikirlerime önem veriliyordu! çünkü ilk kez anlatan taraf bendim! anlattım, anlattım, anlattım... çok da sordum... içimi döktüm... sabır gösterdi. herkes gibi nasihat etmedi. sorularıma öyle karşılıklar verdi ki cevaplarımı da kendim buldum, dersimi de kendim aldım.kurtuldum kalbimi saran dikenlerden... rahatladım... "hep tırtıl olarak mı kalacaksın ne zaman kanatlanıp uçacaksın?" diye sordu sonra. ben de hayatın her rengini taşıyan hayalperest bir kelebek oldum... yeteneklerimi keşfettim, kendimi tanıdım. hayatıma yön verdim ve yolumu çizdim. içimden bambaşka bir ben çıkardım... kendimi ve hayatı durmadan okuyup yazdım... çünkü biliyordum, öğrenmiştim bir kere : "kollarını iyice açarsan, yalnız kalmazsın... umudunu kırmazsan hiç, kanatsız uçarsın... inandığın gibi yaşarsan, asla köle olmazsın...kendini bulursun gerçeği her aradığında... ve hayatı anlarsın, bir çiçeğı anladığında... kalbini sıcak tutarsan, yanmazsın... okumayı bilirsen, bir kitapsın sen aslında..."
m. furkan 

uzun zaman oldu sana yazmayalı. son fuarda bi iki kitabını daha almıştım, henüz hepsi bitmedi ama, okuyorum. dün kitaplığımdan okumak için kitap bakıyordum, sensiz ama seninle kitabını gördüm, 4 yıl önce beyazıt fuarında görmüştüm ama alamamıştım. bu zamana kısmetmiş. hemen başladım okumaya ömer abi. ben aslında her kitabında senden kesitler ararım ama bu kitabında seni buldum. sen kitabı yazmamışsın da kitap seni yazmış sanki. öyle güzeldi ki. üslubuna her zaman hayran olurum, ama bu kitap çok başkaydı. sensiz ama seninleydi. allah seni başımızdan eksik etmesin! kitabı okurken bittiğinde sana yazmanın hayalini kuruyordum. ve yazıyorum, umarım okursun. sana imzalattığım, imzalatmadığım daha okumam gereken çok kitapların var ve her gün birini alıp okumak çok huzur veriyor. on beşinde "yazar olmak istiyorum" demişsin ya, bu bana kimsenin vermediği umudu, desteği veriyor. ben de şu an on beşimdeyim. ve kendimi ileride sana benzeyen bir yazar olarak görmek istiyorum. açıkçası, onun dışında göremiyorum. ılk defa "yazar olmak istiyorum" dediğimde elimde senin kitabın vardı. bazen insanlar, bir şeyi yapmak istediklerinde ailesinden veya etrafındakilerden yardım alırlar, onlara danışırlar. bana rehber olarak senin kitapların yetti. bazen bir dost, bazen de büyüğüm gibi o kitaplar. her şeyden önemlisi her zaman yanımdalar. sana ne kadar teşekkür etsek de, minnetimizi ifade edemeyiz ama allah senden razı olsun. seni tanıdığım için çok mutluyum. her şeyden önce, iyi ki bizim ömer abimiz oldun.  daha fazla meşgul etmiyim, ve şimdi yeni bir kitabına başlayıp, orda seni bulayım. senin yolundan ilerlemem dileğiyle, her zaman yanımızda olman dileğiyle, hoşça kal. sevgiler. 
a.sergen

öncelikle kitaplarınıza bayılıyorum.tam bana hitap ediyorlar. ben de "yazar olmak istiyorum" ve siz benim için büyük bir örneksiniz. sizin kitaplarınızı okumamla hayal dünyam o kadar genişledi ki... ayrıca "yazar olmak istiyorum" kitabınız benim elimden hiç bırakmadığım bir kitap haline geldi. çok teşekkür ediyorum. ve yeni kitaplarınızı sabırsızlıkla bekliyorum. iyi ki varsınız! 
e.kutlu


yazdıklarınız gerçekten çok kıymetli benim için. gözümün yetişemediği yerleri görüyorum sayenizde. kitaplarınızın her sayfasında 'vay be gerçekten de öyle' diyorum. iyi ki tanımışım sizi, iyi ki okumuşum sizin kitaplarınızı. ilk nasıl okuduğumu anlatmışımdır. anlatayım yine de. bizim ordaki kırtasiyede kendime roman bakıyordum. gözüm hep gençlik romanlarında, içinde aşk olsun heyecan olsun derdindeyim. sonra sizin kitabınızı gördüm: 'seni seven biri var'. güzel bir kitap herhalde dedim. dış tasarımı çok hoşuma gitti. bu kitabı alıcam diye kafama koydum. sonra paramı biriktirince aldım hemen kitabı. ilk okuduğumda beklediğim gibi çıkmadığı için bıraktım açıkçası. tutturmuşum aşk romanı diye. bir süre sonra bir daha elime aldım kitabı. okudum. bu sefer dikkatimi çekti kitabınız. bazen anladım, bazen anlamadım. ama merak ettim diğer kitaplarınızı. sonra bir setin ilk kitabını okuduğumu farkettim. yavaş yavaş diğerlerini okudum. her okuduğumu diğerinden çok sevdim. ama tabiki seni seven biri var'ın yeri hep ayrı bende. carpe diem'i de bu kitapla tanıdım. iyi ki almışım o kitabı, iyi ki tanımışım sizi. allah sizi başımızdan eksik etmesin, uzun ömürler versin inşallah. yazdıklarınız için ne kadar teşekkür etsem az. 'tefekkür hayretle başlar.' demiştiniz bir kitabınızda. her kitaplarınızı okuyuşumda hayrete düşüyorum. sizin sayenizde 'düşünüyorum', 'görüyorum'..
s. eda

sizin kitaplarınızı okuduğum zaman aklımdaki soruların cevaplarını buluyorum sanki sorularımı biliyormuşsunuz da cevaplıyormuşsunuz gibi. nasıl oluyor bu? nasıl oluyor da aklımdaki soruları biliyorsunuz?
ısra

merhaba. sensiz ama seninle isimli kitabınızı okudum, çok beğendim. kitabınızında ki yazdığınız 'popüler kitaplar'la ilgili bölüm okuduğum kitapları gözden geçirmeme neden oldu. 3 yıl önce ciddi ciddi "ben okuyucuyum!" diyebildim kendi adıma. o günden bu yana okuyorum. genelde popüler kitaplar aldım, yazılmak için yazılan kitaplar. ama bunu şimdi anlıyorum. bu kitap arkadaşımın, anneme babama yalvararak aldırıyorum harçlıklarımdan biriktirerek alıyorum kitap, kitabın bana ait olmasını seviyorum, ödünç almak bana göre değil. o gün arkadaşımın kitaplığında gördüm hatırladım ben bu kitabı 2 sene önce alıp beğenmemiştim dedim. okuduktan sonra o kadar pişman oldum ki.. şu an 14 yaşındayım ve edebi değeri olan kitaplar okumak istiyorum, birinin kalbinden geçen şeyleri okumak istiyorum. ılk başta sizin kitaplarınızı alarak başlayacağım. bana uygun gördüğünüz kitapları yazabilir misiniz? simdiden çok teşekkür ederim.
ayrıca mervin'i de okudum ki o da gerçekten çok güzeldi. onu okuyalı biraz oldu pek hatırlamıyorum ama sensiz ama seninle'nin bende yaşattığı duyguların yanından bile geçemez. bunu hatırlıyorum. selma gerçekten var mı, bu kitap sizin yazarlık sürecinizi mi anlatıyor? bunu çok merak ediyorum. eğer öyle değilse gerçekten şaşırırım. gerçekten şaşırırım. çünkü ben daha önce yani ne bileyim ne diyeceğimi bilemiyorum çok güzel ifade etmişsiniz anlatımınız o kadar duru, temiz ve anlaşılır ki.. bende gelecekte yazar olmayı düşlüyorum. umarım sizin gibi bir yazar olurum çünkü bu kitap o kadar içimi ferahlattı ki anneme şimdiden yalvarmaya başladım lütfen diğer kitaplarını da alalım diye
a.nur

ben merve, 17 yaşındayım. öncelikle hayatımda bu kadar yeri olan biri olduğunuz ve doğru yolu bulmama yardımcı olduğunuz için teşekkür etmek istiyorum. ilk okuduğum kitabınız seni seven biri var idi ve okur okumaz hayatım değişti... aklımda birçok şüphe vardı, kesinlikle müslüman idim be aklımdaki soruların mutlaka bir cevabı olduğuna emindim ancak bu cevapların ne olduğunu bilmiyordum. birçok araştırma yapmıştım ancak her seferinde ayni cevaplarla karşılaşıyordum; "şüphesiz allah büyüktür..". elbette ki allah büyüktür ve her şeye hakimdir. ancak yine de araştırma yaptığım ve sorular sorduğum kişiler cevabı kendileri de bilmedikleri için geçiştirme amaçlı söylüyorlardı bunu. benim aklımdaki sorular büyüyor, büyüyor ve bir süre sonra ne yapacağımı, ne yapmam gerektiğini bilmez hale getirmeye başlıyordu.. sonra kitabınızı okudum ve adeta kendimi buldum.. bana da aynı şekilde "fazla kurcalama dinden imandan çıkarsı." diyorlardı ve ben sorularımın cevaplanmayı hakettiğini düşüyordum.. asıl sorgulamazsam gerçek imana sahip olamazdım.. iman körü körüne kabul etmek değildi, bilerek, farkında olarak ve kalpten kabul etmekti.. okuduğumda neredeyse bütün sorularıma cevap buldum ve işte o zaman hakikaten inandım.. bir süre sonra bu tür ciddi anlamda "aydınlatıcı" kitaplarınız olduğunu öğrendim ve büyük bir hevesle okumaya devam ettim.. birçok kitabınızı okudum, ve hepsinden adeta yeni bir insan olarak çıktım.. elbette gidecek daha çok yolum olduğuna inanıyorum, ama bu yolda öncülerimden biri sizsiniz.. allah sizden razı olsun, eminim benim gibi binlerce insan da iman yolunda sizin sayenizde yol almışlardır. lütfen devam edin.. zira size çok şey borçluyum. sizinle bizzat tanışmak ve ne kadar müteşekkir olduğumu bizzat belirtmek isterdim ama malum, ne zaman ne olacağı belli olmuyor. size tekrar teşekkür ediyor, iyi günler diliyorum..
merve

öncelikle nasıl başlıyacağımı bilmiyorum sizin hakkınızda düşüncelerimi söylemek için. sizinle tanışmamdan öncesi ve bu zamana kadar gelen süreç. bundan yaklaşık 3 sene önce tüyap kitap fuarı'na 6-f sınıfı olarak gitmeye karar vermiştik. türkçe ve sınıf öğretmenimiz nurtaç inci biraz bize fuardan bahsetmişti. orada sizin gibi yazarlar görebileceğimizi de. en sevdiğim, kardeşim saydığım iki arkadaşım var. beyda ve büşra. onlara 'fuarda biz üç kişi gezelim ve de isterseniz bir yazar bulup aynı kitabı alıp imzalatalım ama yazar cana yakın birisi olsun' diye de belirtmiştim. fuara geldiğimizde gerçekten de bu kadar büyük olucağını tahmin etmemiştim. birkaç yeri gezip dolaştıktan sonra carpe diem'in tam önünde durduk, ben sizi oradaki satıcı zannettim kitaplara göz gezdirirken:
'yazar burada mı?' diye sormuştum. siz şaşkın ve tebessümlü bir şekilde 'benim' demiştiniz. işte o anda başımdan aşağıya sanki kaynar sular dökülmüştü. hem sizden özür diliyor hem de bir yandan hem siz hem biz gülüyorduk. 'işte aradığımız yazar bu' dedi içimdeki bir ses. hemen arkadaşlarımla fısıltılı bir şekilde bence burada planı uygulamalıyız diye hem söyledim hem kaş göz işareti yaptım. siz de şaşkın bir ifadeyle bize bakıyordunuz. ben utangaç ve çekingen olduğumdan beyda atlamıştı hemen konuşmaya, 'bana önerebileceğiniz bir kitap var mı?' diye. siz de yüzüne dikkatlice baktınız ve 'kalbinin sesini dinle' kitabını işaret ettiniz. onu aldık hepimiz, tekrar özür diledim sizden. daha sonra nurtaç hocamıza anlattık, o da güldü. kitabınızı okumaya başladığımda ilk sayfadan beri hiç sıkılmadığımı içten bir şekilde söyleyebilirim. bir çok hikayede belki kendimden bir pay çıkardığım için de olabilir. en karanlık anlarımda, kendimi kötü hissettiğim zaman kitabınıza sarıldım adeta size sarılıyormuş gibi. ömer sevinçgül yanında olsa böyle üzülmeni asla istemezdi diye kendimi sakinleştiriyordum. sonrasında benden yaşça büyük birisiyle bir konu hakkında iddiaya girdik. o kazanırsa onun istediği şeyi alıcaktım. o bana sorduğunda 'istediğin ne var?' diye, aklıma ilk siz geldiniz ve şöyle söyledim:
'kitap, istediğim kadar kitap.' şaşkın bir o kadarda iyi bir tavırla 'sadece kitap mı, kıyafet telefon vb. değil yani?' demişti. ben de 'evet sadece kitap' dedim. 
ben sizi kahramanım olarak görüyorum. sizin kahramanınız nasıl mervin ise benimki de sizsiniz. çünkü hayatıma sadece 1 tane kitabınızla değiştirdiniz. sizinle tekrar görüşmek, belki de bir konferansınıza katılmak isterim. nasip diyelim. kahramanım, bunu okuyun ve beni unutmayın. ben sizi hep arkadaşlarıma, yakınlarıma anlattım. belki siz de birisiyle paylaşırsınız ya da bunu okuduktan 1 saat sonra unutursunuz beni. ama biliyorum siz böyle birisi değilsiniz. sizinle tekrar konuşma fırsatım olmasını umut ediyorum. belki başka bir hayatta başka bir dönemde görüşürüz 
tekrar görüşmek üzere ömer sevinçgül (kahramanım)
sude nur


ömer abiyle ilk tanistigim gun. hava yagmurluydu ve daha fazla islanmamak icin bir kitapciya girmistim. raflara goz gezdirirken adiyla gulumsedi bana. gulumseyerek selamladim adini. ve kitaba uzandim mutebessimce. kitabin sirtini sivazladim once. yumusak bir hareketle kapagi araladim. kisa bir öz bilgisi. nede guzel yazmis. sayfalardaki cumlelere dokundum sonra. bir kiz vardi ilk sayfada. cekingen ve tedirgince bakti bana. saclarini toplayip omuzlarindan geriye atti. sakince gulumsedi sonra. ve sordu "gelmek istermisin. ?" 'nereye' bile diyemeden basimi salladim . tereddutsuzce kabul edisimden hoslanmis olsa gerekki, kitaptaki kiz elimden sıkıca tutup daha ilerki daha ilerki sayfalara goturdu beni. heyecanla izleyisimi farketti ve "hadi ! ne duruyorsun eve gidelim. " dedi. hizla kasaya ilerledim. ertesi gun digerini sonrakinden sonraki gun bir digerini. bu boyle devam etti. ömer abinin tüm yazdiklariyla tanismistim neredeyse. kitaplarin ilk basimlarini buldum ikinci elcilerden. okuduklarimi tekrar okudum. tanistiklarimla tekrar tanistim. nice teyzeler dayilar anneler, bagri yanik koy cobanlari, güzide sevgililer. haylaz cocuklar, masum asiklar, kotu adamlar,iyi adamlar. intihara kalkisan kadinlar. savastan korkan insanlar. aglayan bebekler ve ölse bile terketmis sayilmayan kirmizi balkilar tanidim. daha kimler kimler. ömer abiye olan ilgim her gun dahada artti. ve bir gun ruyamda gordum onu. ilk tanistigimiz kitabini kucagima bastiriyordum ellerimle sıkıca tutarak. oyle heyecanliydim ki yanina dahi gidemedim. uzaktan izledim tum ruyam boyunca. oysa yanindakilerle muhabbet ediyor gayet telassiz ve samimi gorunuyordu. ama gidemedim. kucagimdaki kitapla kalakaldım. sonra uyandim. sessizce gülümseyerek dedim ki. "ömer abi kitaplarini senden daha çok seviyorum :) " . ömer abiyi hala hic gormedim. ama ne zaman dertlesmek istesem. kitaplarina bakarim. o oradan ismiyle gulumser bana. alir tum can sıkıntımı. ve ben böylece her acinin gececegine inanirim.
sümeyra

"merhaba öncelikle. bu mailime cevap verecek mutlaka düşüncesiyle yazdım. açıkçası ben azeriyim ve siz beni daha iyi anliyin diye  türkçe yazıyorum. öncelikle kitaplarınıza bayıldım, enfes yazılar bunlar. hatta bircoğu başucu kitaplarım. gerçekden yazar olmak için doğulmuşsunuz. carpe diemin kurucusu olduğunuzu sitenizden okudum. bence çok güzel bir yayınevi kurmuşsunuz. özellikle kitapların kapakları tam genç işi. aslında beni esas cezbeden kapaklar oldu. ve tabii yazarların samimiliyi. size başarılarınızın devamını diliyorum. aslında ben de yazar olmak istiyorum. tek isteğim sizin gibi doğal yazabilmek. umarım bir gün turkiyeye gelip sizin yayınevinizde kitabımı yayınlatırım. tabii indirim de alırım :)) önce size yazı göndermek istedim ama korkdum. çünki azeri olmam ve uzakda olmam... ne biliyim... sizi bir daha tebrik ediyor ve kutluyorum... azerbaycandan sevgiler gonderirem size." 
cemile


merhaba. öncelikle ben sizin 13 yaşında bir okurunuzum. yazdıklarınızı çok beğeniyorum. bütün kitaplarınız bana kendimi hatırlatıyor. sizin kitaplarınızla "insan" kavramının değerini anladım.
acemice de olsa bir şeyler yazıyorum. yedi sekiz satırlık kısa hikayeler. yazdığım şeyleri fazla okutmak istemesem de birkaç kez okuyan bazı öğretmenlerim ve arkadaşlarım çok beğeniyor.
sayenizde yazı yazarak kendimle tekrar tanıştım. yazar olmak gibi büyük bir hedefim yok aslında ama kitaplarınız "yazar olmak istiyorum" ve "her şey anını bekler" bana yazarsam ancak ben olabileceğimi hatırlatıyor.
bana böyle harika bir uğraş verdiğiniz için çok teşekkür ederim.
rümeysa

meraba kayseriden carpe diem yayınlarının yazarı ömer sevinçgüle yazıyorum seri kitaplarını okudum ve çok beğendim kitap okumak insana huzur veriyor veya bana ömer sevinçgül gibi başarılı bir yazar olmak istiyorum . bu arada kendimi tanıtmayı unutum üzgünüm ben özge 7 sınıfa geçtim kitap okumak en büyük zevkim ben kitabın içinde eğlence hayat hikayesi vb. şeyleri çok seviyorum bu kitabları okuduktan sonra bazen bazı şeyleri yanlış yaptığımı anlıyorum ama sonra düzeliyorum laflarımla sizi çok boğdum üzgünüm iyi günler...
özge nur

merhaba.
ben izel yücel. kitap okumayı çok severim. her türlü kitabı okumayı yeni şeyler öğrenmeyi isterim. yine bir gün kitapçıdaydım. ömer sevinçgül’ün yazar olmak istiyorum ve her şey anını bekler adlı kitaplarını gördüm. kimdi bu ömer sevinçgül adlı yazar ? adını ilk defa duyuyordum. her iyi yazar çok tanınmış olmak zorunda değil ya. kitapları aldım. okudum.. okudum.. okudum..
defalarca okudum . çok beğendim. kitaplar o kadar samimi ve içtendi ki, kendimi yazarla konuşuyor gibi hissettim. bende öyküler, denemeler yazıyorum. o kadar iyi yazmasam da olsun. yazmayı seviyorum. yazarken düşünüyorum. ömer sevinçgülün bu kitapları bana çok yararlı oldu. ona böyle güzel kitaplar yazdığı için defalarca teşekkür ediyorum. şimdi ömer sevinçgül’ün tüm kitaplarını okumayı kafaya koydum. o gerçekten harika bir yazar. o harika bir insan...
izel

sevgili ömer sevinçgül, yazdıklarınızla nice nice minik kalplere taht kuruyorsunuz. boşluklarımızı dolduruyorsunuz. hayallerimizi çalmak için yarışan insanlara karşı bizi koruyup, hayallerimize daha sıkı tutunmamızı öğütlüyorsunuz. siz benim zor zamanlarımdaki ışığım oldunuz. okudum. okudum ve yalnız olmadığımı, tuhaf olmadığımı, yanlış olmadığımı öğrendim. mutlu oldum. güç verdiniz bana. destek oldunuz. masumiyete inanan minik zeynebi masumiyetten uzaklaştıracak şeylere yönelmişken bir kelamınızla kendine getirdiniz. iyi ki varsınız üstad. iyi ki biz gençlere karşı bu kadar bizden olabiliyorsunuz. ben sizi minikken tanıdım ve tanıdığım yaşta kaldım. sizin satırlarınızı okuduğumda kurduğum hayaller, aldığım sinerji hiç değişmedi. hala heyacanlarım var. güzel düşlerim. 
teşekkür ediyorum bizi bizden koruduğunuz için. sizi seviyorum ömer sevinçgül. siz hep yazın. bize yeni ufuklar gösterin. sevgili yaratıcı kaleminize kuvvet versin. kaleminizin gücüne güç katsın. 
ışık ve sevgiyle... 
zeynep


ilginiz için teşekkür ederim. söyledikleriniz çok etkileyici. aynı kitaplardaki gibi... keşke daha önce okusaydım diyorum her sayfayı çevirişimde. okumaya devam ettikçe sizi tanımayı daha çok istiyorum. hikayeler o kadar içten ki kurgu mu yoksa anı mı ayırt edemiyorum.
iki sene önce "kalbinin sesini dinle"yi okumuştum. şimdi "hayat sevince güzel"i okuyorum. ben mi değiştim, kitaplar mı çok farklı anlayamadım.iki sene önceki ömer sevinçgül'le şimdiki ömer sevinçgül bambaşka geliyor bana. şimdiki daha gizemli, daha yoğun. anlaşılır olabilmişimdir umarım. hissettiğim çok değişik bir duygu. okudukça daha da arttırıyor etkisini... :)
yalnız aklıma takılan bir şey daha var. mesela "sana yeni bir dünya gerek" kitabında gençlerle olan sohbetinizi mi kitaplaştırdınız yoksa gençlerin sorabileceği soruları mı yazdınız. çünkü arada çok ilginç diyaloglar var. yani "bunu gerçekten söylemiş midir bu genç?" dedirtecek şeyler...
sena

kitaplarını bir solukta okuyup bitirdiğim bir yazarla tanışmak beni gerçekten çok mutlu etti.umarım sizi bir daha görme şansını yakalarım ... :)
merve

ömer bey merhaba, ben diyarbakırdab seda..geçen aylarda d.bakırdaki fuara katılmıştınız. ve sizden kitap almıştım, imzalamştınız hatta :)) seni sana bırakamazdım kitabınızı çok beğendim. diğer kitaplarınız almadığım için sonradan çok pişman oldum:( şimdi burda diğer kitaplarınızı bulmaya çalıştım ama bir türlü bulamadım.
inşallah seneye tekrar bir fuar olurda gelirsiniz. (bu defa bütün hepsini alacam)ayrıca sizi tanıdığımada çok sevindim.neden bunları size yazıyorum bilmiyorum ama içimden geldi..neyse tekrar karşılaşmak ümidi ile..
kendinize çok iyi bakın
sevgi ve saygılarımla..
seda

bugün sana yeni bir dünya gerek adlı kitabınıza başladm.. yazılarınız beni gerçekten çok etkiliyor. teşekkr ederm.
seda u.

merhaba ömer abi. nasılsınız? umarım iyisinizdir. bir kaç gündür düşündüğüm bir durum size de aktarmak istedim. en az beş yıl oldu sanırım sizinle irtibat kurup sizi kendi çıkmazlarımla uğraştıralı ...
hep bir derviş misali biri olsa derdim suskunluğuyla, kısa da olsa kelamıyla gönlümü anlayan
hamlıklarımı dahi tebessümle karşılayıp kemaliyle cevap veren...
belki de insan rabbinden cevap almayı beklemeli bu zamanda
ama o'na uzak olduğum bunaldığım zamanlarda bana cevap verdiniz...
zaten size ilk maili yazmam da bana simuzer diye hitap eden bir mektup
yazdığınızı rüyamda görmemle başlamıştı...
kader :)
tüm hoşgörünüz ve harcadığınız vakitler için teşekkür ederim
umarım daha nice güzel kitaplar yazarsınız
çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim
selam ve sevgilerimle ömer abi...
kardeşiniz :) 
sezanur

sizi seviyorum ömer bey :) halâ üstadım, idolümsünüz... mütevzılaştıkça daha da büyüyorsunuz bende... çok teşekkür ederim, benim için onurdur.
cihan

merhaba hocam ,
ben okurlarınızdan sadece biriyim, tüyap kitap fuarında da tanışmıştık. damla eger bana yazmak istersen diye mail adresinizi işaretlemiştiniz.
belki okurlarınızı tanımak istediniz ki bu dogal bişey . ama sizin ''bana
yazabilirsin damla'' demeniz kendimi çok özel hissettirdi. yazılarınızı
çok begenerek okuyorum ve hayatmda bir çok şeyde yol gösterici oluyorlar.
böyle kitaplar yazıp hayatımıza katkıda bulundugunuz için çok teşekkür ederim.
umarım bana dönersiniz. sizi tanıdıgım için çok mutluyum.allaha emanet olun.
damla


ben size halimi arz ederken bile sıradanlaştığımın kanaatindeydim.susmak,kimseye söylememek, kendimden bile saklamak isterken,lisan-ı halim ile kendimi ele vermiştim erkenden.bilmediğim yerlere sürüklendiğimin boşluğuyla bakınıyordum.boşluklara bakmayı öğrenmiştim.kitap imzalatırken,siz imzalatırken,ben sıradayken,sıradan biriyken,size bakan boşlukta kalmıştım.ne yöne dönsem boşluk.bir süre sonra boş durmak istememiştim.dilim boş durmasın sizi zikredeyim.ellerim boş durmasın,sizin dualarınıza açayım rabbime.gözlerim boş durmasın sizin için gözyaşı dökeyim.kandillerle doldurmaya başlamıştım boşluğunuzu sizin boşluğunuzda.ya vedüdlerin,tesbihlerimin  yarısındayken,uykuya dalmışlığımla,uykunun boşluğundayken rüyalarımı doldurmanızla gelmiştiniz işte.hoşgelmiştinizz..
kübra


merhaba;
nasılsınız? ben iyiyim.:) kafamda uzun süre yer eden bir sorum var.eğer vaktinizi almazsam sormak istiyorum.. ben bildiğiniz üzere yazı yazıyorum ya hani, yazıyorum yazmasına ama daha kendi üslubumu bulamadım sanıyorum.bir yazar üslubunu nasıl bulabilir ? dönem  dönem yazdığım tarzlar değişiyor, hepsini yazmaktan büyük bir zevk alsam bile artık kendime has bir tarzım olsun istiyorum.şu aralar mizah türünden yazıyorum, yazarken çok eğleniyorum, yazma türüm  okuduklarıma göre de değişiyor galiba. aylar evvel sadistçe cinayet yazıları yazıyordum, onlarla da çok eğleniyor stres atıyordum bir arada gothic edebiyatına merak sarmıştım, kararsızım.bir türde yazmak istiyorum lakin hepsine de sulanıyorum. mesela önceden yazdığım türü şimdi yazmak istiyorum ama olmuyor, sizde de bu karamsarlık oldu mu ? 
eğer cevap bulabilirseniz sevinirim. 
sevgiler. 
iclal

merhaba!
benim adım begüm.kitaplarınızı çok severek okuyorum.gerçekten başarılı olduğunu düşündüğüm nadir yazarlardan birisiniz.size siteniz üzerinden mesaj atacaktım ama bir sorun oldu,atamadım.bu yüzden buradan mesaj atıyorum.
begüm


okudum bir yerlerde, sanırım sitenizdeydi :"bine yakın mail arkadaşım var." demişsiniz ya "ben" dedim, "ben de neden katılmayayım bu kervana.neden istifade etmeyeyim?" hem fena mı olur,hem bi mail arkadaşım olur hem de "fikir ortağım". bu niyetle döküldü harfler bu satırlara! inşallah benimle mail arkadaşı olmayı kabul edersiniz. hem değerinizi bilin, ilk mail arkadaşım olma fırsatını size sunuyorum!
mücahit

hocam ben hacettepe üniversitesi, okul öncesi öğretmenliği birinci sınıf öğrencisiyim. "özel insanlar arıyorum" serisinin farkına ancak bu yıl varabildim :-( sonrada kitaplığım için bütün seriyi toplamaya başladım. birçok kitapçıya gittim ama maalesef serim eksik kaldı. "kurabiye tanrılar" ve "alın yazımı ben mi yazıyorum" kitaplarınıza ankara'da hiç bir kitapçıda bulamadım ve aklıma size mail atıp kitapları sizden istemek geldi. bana ulaşacağım bir yer tavsiye ederseniz ya da bu kitaplarınızı gönderirseniz çok mutlu olurum.diğer kitaplarınızı aldığım kitapçılarda kitaplarınız tek kalmıştı, maalesef :-(  :-(  :-( bana bu adresten olumlu ya da olumsuz cevap olarak geri dönerseniz sevinirim.  :-) kaleminiz hiç durmasın inşaallah. rabbime her daim bağlı olun, olalım...
esra

merhaba ömer abi,
abi diye hitap ediyorum size ama umarım sorun olmaz.hatırlandım mı bilmiyorum.yaklaşık 4 yıl önce,hayatımı şekillendirmemde çok yardımcı olmuştunuz.mail yoluyla da olsa abilik yapmıştınız,bana.en son irtibatı koparmayalım demiştiniz ama hayat işte,koptu bir yerde.seni seven bir'i var adlı yazınızı okuyunca,kendimi burda buldum.bendeki yeriniz gerçekten çok farklı...
yazarlığınızın yanında iyi bir abi oldunuz,hiç tanımadığınız birine.çok teşekkür ederim,size.herşey için.şuan bunları yazıyor olmam bile,mutluluk benim için.
bana hep soylediğiniz gibi,kalbinin sahibine emanet ol..:)
bu mail size ulaşır mı bilmiyorum ama tek dilegim bu..kendinize çok iyi bakın,daha sizden öğrenicek çok şeyimiz var.
sefa

günaydın.güne sizin seni sewen biri war kitabınızı okuyarak başladım.beni sewen birileri beni çok mutlu etti..bugün hava çok güzel (vanda) müthiş bir kar var.şu an nerdesiniz bilmiyorum.belki de vandasınızdır:) vandaki güzel kardan sizi haberdar etmek ve size günaydın demek istedim.yeni okurunuz 
şuanur

merhaba,
bilemezsiniz bu mesajınız benim için ne kadar önemli. yarın, üniversite sınavına gireceğim. üzerimdeki baskıyı bir nebze olsun azalmasını sağladınız. çok teşekkür ediyorum. en kısa sürede bahsettiğiniz kitabı okuyacağım.
olumlu eleştiriniz için tekrar çok teşekkür ederim, yazdıkça sizin başınızı ağrıtmam problem olur mu acaba? bahsettiğiniz sanat yolunda yürümeyi çılgınca istemekle beraber bu yolda yolumu kaybetmekten,sanatı kaybetmekten korkuyorum zira.
saygılarımla
aras

okumak...nefes alır gibi okuyabilmeli insan.ta derinlerde hissedebilmeli manayı.okudukça acıkmalı, okudukça doymalı kitaplara.vücudunu terk edip onunla ulaşamayacağı her noktaya erişebilmeli.bir kelimede, bir cümlede veya bir paragrafta bulabilmeli yitiklerini birer birer, ve yitirdiğini bilmediği her şeyi...
ben kitap okuyorum, evet.bir kitabı bitirince ,o son cümlesini okuyunca,bazen mutluluk, bazen de hüzün hissediyorum ruhumun kuytu köşelerinde.ama "bazı" kitaplar var, ne mutluluk ne de hüzün verirler size.onlar sizin eksikliğini fark etmediğiniz ama bilmeseniz de hep eksik, hep yarım kalmış bir yanınızı tamamlarlar.sanki hep var olan, ama sizin varlığından haberdar olmadığınız bir tohumu sularlar içinizde.artık uyanmıştır o.köklerini salar kalbinize, ruhunuza ve beyninize.bir kapı gösterir size...ve geriye döndüğünüzde geldiğiniz yolun yok olduğunu görürsünüz.tek şansınız kapıyı açıp girmektir artık.korkarsınız: hayır,geriye dönememekten değil; ileri gidememekten.kapının anahtarını bulamama riskidir sizi endişelendiren.
işte bu kitaplar "aradığınız bir şey"olduğunu hatırlatırlar size.onlar görevlerini yapmışlardır, size kalan anahtarı bulmaktır.
siz bilmeseniz de ben kapıyı sizinle buldum, anahtarı sizinle arıyorum.bilmiyorum anlatabildim mi duygularımı...
size büyük bir teşekkür borçluyum.bana aramam gereken bir anahtar olduğunu hatırlattığınız için.ve onu ararken desteğinizi hep yanımda hissettiğim için...
teşekkürler...
rümeysa

merhaba,
eflatunla başladı yolculuk. hem de öyle sırlı bir yerden değil, bir alışveriş merkezinde. demek ki vakti gelmişti. kitapçılardan ziyade büyük marketlerden ruhumu beslemeye başladım. genellikle loş kitapçılarda oyuncakçıya girmiş çocuk misali nereye saldıracağını bilmemektense; iklimlendirmeli, bol ışıklı ve gürültülü yerleri seçer oldum. oralara daha sık gittiğimden midir bilinmez...
eflatun demiştim hatta en koyusundan mor daha doğru olur. bu renk bende neşeyi olduğu kadar derinliği de barındırır. artık yeni bir sistemle diziyorlar kitapları. açıyı tutturmadan yürürsen hiçbirini göremiyorsun. açı tuttu mu hepsi aynı anda ''beni al'' diye bağırıyor.
''sonsuz hayat seni bekliyor '' diye yazıyordu. kapakta da teenager, türkçesini kullanalım yeniyetme diyeceğimiz bir kız çocuğu. buluğdan çıkalı çok oldu, bu kitap bana en az üç gömlek küçük gelir dedim. arkasını okudum. yine cıkk almayacaktım. o sırada annem acele ettirdi . refleks olarak sepetin içine attım, iyiki de atmışım.
kim olduğunu hatırlamıyorum bir yazar, ben her yıl ilkokul kitaplarını okurum demiş.
en son katre-i matem-i okumuştum. oradan aklımda bayağı bir  soru kalmış.  kitaptaki yeniyetme de neredeyse hepsini sormuş. karşısındaki zat- ı muhterem de; hani bildiğimizi sandıklarımızı, bilmek istediklerimizi, bilmek istemediklerimizi; sorguladıklarımızı, sorgulamaya korktuklarımızı hepsini manidar zeminlere oturtmuş. nefis olmuş...
efendim kitabınız benim için sonsuzun başlangıcına götüren bir hazine, bir hediye...
ders çalışır gibi okudum. altını çizdim, not aldım. geriye dönüşler yaptım, bazı cümleler üzerinde saatlerce düşündüm. ağladım, utandım, aciz hissettim, mutlu ve mutsuz oldum, sabırsızlandım, keyiflendim velhasıl pek çok duyguyu bir arada yaşadım.
beni can evimden vuracak  noktasını  sayfa 137 'de saklamışsınız.
sen '' rabbim! '' dedin mi o da manen, '' söyle ey kulum!'' der. buna inan ve güven.
işte bunu okuyunca elektiriğe tutulmuş gibi oldum. rabbimin bana ne kadar yakın, güvenilir, merhametli olduğunu hissettim. kitabı fırlattım, düşünmeye başladım. peki
sen rabbin için aslında ''kendin için'' ne yapıyorsun? dedim.
kırk yılda bir namaz kılarsın, onun da usülünü bilemzsin. sigaraya dayanmadığın için oruç tutmayalı yıllar olmuş. annen hatırlatmasa zekat vereceğin yok. fitre ölçüsünü bilmezsin. kardeşinin ölü etini yememek için çok dikkat etmezsin. sinirlenince annene babana değil ''of'' demek,üzerine bir güzel de kalay çekersin. hep kendi dediğinin doğruluğunda inat eder, yakın çevreni bezdirirsin. kelime-i şahadet getir denilse sonunu şaşırırsın. duaları yarım yamalak bilir, sıkışmadıkça da okumassın. imanın ve islamın şartları; farzları sayamazsın. kitaplarının kitabını eline alıp doğru dürüst okumuşluğun yok...ama dinin nedir denildiğinde, gururla ''müslümanım '' dersin.
bize hep şöyle dendi. önce kalbin temiz olsun. ne namaz kılıp da fitne fecür peşinde olanlar var.  doğruluk payı yok değil ama sizden sonra anladım ki ibadet de esas. gönülden yapılan ibadet. gösteriş için, zorunluluk için yapılmayan ibadet esas.
sayın sevinçgül, sayfa 137 den sonra sonsuz hayata hazırlığa başladım. inşallah bırakmam, beş vakit namaz başladım. iki dinleyip bir konuşur oldum. daha az yer içer, kalp kırar oldum. nefsimle galibiyet andlı savaşa giriştim. evimden önce ruhumu arındırmaya başladım. biriktirdiğim para yerine iyilikleri saymaya başladım. duaları doğru dürüst ezberlemeye değil anlamaya çalışmaya başladım. yıllardır ezbere bildiklerimin içinde ne güzellikler varmış. ayet-el kürsü yü okuyunca meğersem ben rabbimi nasıl kutsuyor, övüyor ve vaadlerde bulunuyormuşum da haberim yokmuş.
bu kitabı yazdığınız için moda olan teşekkür etmek ama onun yerine ben size gönülden bir '' allah razı olsun'' gönderiyorum. allah sizden, sevdiklerinizden; bu kitaba emeği geçenlerden razı olsun...  
saygılarımla,
nolia

merhaba ömer abi.adana tüyap fuarı sene 2011. kitabı imzalattım ve ilk imzalı kitabım olduğu için heyecanlıydım. beni yalnız sen anlarsın kitabı defalarca okumama rağmen her okumamda ayrı bir tat bıraktı bende. sonra sana bir hikayemi yolladım e-posta ile. yorumun benim için o kadar önemliydi ki.. ilk defa hikayemi biri yorumluyordu. şimdi üniversite sınavına hazırlanıyorum. bir defterim var o deftere yazarak kendimi buluyorum. gerçektende insana en çok yazmak yakışıyor. senin kitapların bana öncü oluyor. tekrar teşekkür ederim. iyi ki varsın. bir gün sana yeniden yazımı göndermek istiyorum.. çok konuştum sanırım. allah'a emanet ol ömer abi :)
r. tüfekçi