Ömer Sevinçgül / Yazar

İnsan... Yedisinde okuma yazma öğrendi. On beşinde ‘Yazar olmak istiyorum!’ dedi. Sorduğu ilk soru neydi hatırlamıyor... Seviyor yaşamayı... Ve demli çayı... Sade hayattan yana... Okuyor, düşünüyor, kalbine dokunanları yazıyor. Kitapları İngilizce, Arnavutça, Boşnakça ve Almanca'ya çevrildi.

SANA YENİ BİR DÜNYA GEREK

Vakit gece yarısını geçti. Pencerem açık. Çok uzaklardan hüzün dolu bir şarkı sesi geliyor. İçimde tanımlanamaz bir daralma var, bir el kalbimi sıkıyor sanki. Bu geceye kadar iyiydim, birdenbire geldi hafakanlar. Ruhum kabına sığmıyor bu gece. Oda, ev, şehir, dünya, evren dar geliyor bana. Bir yolculuk etmek, buralardan, kendimden, her şeyden uzaklaşmak, bir yerlere gitmek istiyorum. Nereye, bilmiyorum. Hani, odaya bir arı girer de sonra çıkmak ister, bir türlü açık pencereyi bulamaz, cama çarpar durur ya, işte öyleyim ben de. Sınırlarıma çarpıp duruyorum aralıksız. Biri bana açık pencereyi gösterse!

YAZAR OLMAK İSTİYORUM!

Bu kitabı yıllar önce yazmıştım. Büyük ilgi gördü, sevildi, benimsendi. Üst üste defalarca basıldı. Bu vesileyle okullara ve yazarlık atölyelerine davet edildim, konuyla ilgili seminerler, konferanslar verdim. Benimle iletişim kuran yazar adaylarının sorunlarını dinledim, yardımcı olmaya çalıştım. Yıllarca yayın danışmanlığı yapmam hasebiyle yayıncılık alanını da tanıma imkânı buldum. Katıldığım fuarlarda yerli ve yabancı editörler ve yayıncılarla tanıştım, konuştum.  Deneyimlerim, gözlemlerim ve izlenimlerim epeyce birikmişti. Kitabın yeni basımı yapılmadan önce metni bir kez daha elden geçirdim. Bazı bölümlerini yeniden yazdım. Metne yayıncılarla yaşadıklarımı da ekledim. Madem her yazar günü gelince eserlerini yayımlatmak isteyecek, başına gelecekleri önceden bilsin istedim. Günümüz dünyasında yazılı iletişimin önemi sürekli artıyor. Her el ister istemez kalem tutuyor. Düşüncelerini etkin bir yazı diliyle anlatabilenler daha başarılı oluyorlar. Bu gerçekten hareketle, metni yenilerken, yazar olmak niyeti gütmeyen ama kendini yazarak da ifade eden herkesi göz önünde bulundurdum. Muhtevası yenilenen ve zenginleşen kitabımın, kelimeleri etkili biçimde kullanmak isteyen herkese, özellikle öğrencilere yararlı olmasını diliyorum.

HAYAT SEVİNCE GÜZEL

Ergenlik yıllarını yaşıyorduk. Giyimimize daha ziyade dikkat eder olmuştuk. Kızların en küçük hareketlerinden büyük anlamlar çıkarma mevsimindeydik. Hayallerimiz kız yüzleriyle, hafızamız kız izleriyle doluydu. Dalıp gidiyorduk dersin orta yerinde.
O zamanlar cep telefonu yoktu, mesaj gönderemezsin. Bilgisayarın adını bile bilmiyorduk, mail de ne demek? Radyo sayılı evlerde vardı. Televizyon tanınmıyordu. Varsa yoksa sinema... Aşka dair filmler, kovboy filmlerinden daha fazla ilgimizi çekmeye başlayınca anladık ki büyümüşüz.
İsmi İbrahim olan bir arkadaşım vardı. Sanırım çocuk felci geçirmişti bebekken. Sormak aklıma geldi de incinir belki diye soramadım. Düz yolda bile yürüyemezdi İbrahim. Sakat bacakları çarpık bedenini taşıyamıyordu. Sınıfa biz çıkartırdık kollarına girerek.
Üç tekerlekli bir motosiklete binerdi. Bacak yerini tutsun diye almışlardı, okula onunla gelir giderdi. Motosikletine bindi mi aslan kesilirdi İbrahim. İki yanındaki tekerleklerin çamurlukları genişti, okul çıkışlarında biz de oraya otururduk. İki samimi arkadaşıydık.
Keyfimize diyecek olmazdı o zaman. Hele de mevsim baharsa... Akkavaklar yapraklanmış, güller tomurcuklanmış, etraf çimenlerle kaplanmışsa...
İşte bu İbrahim delice âşıktı Nihal’e.
‘Nihal’ deyince biraz durmak gerekiyor. Lisenin en güzel kızıydı. Uzun boyu, hayallerde iz bırakan endamıyla su akar gibi yürürdü. Onu bir yaz rüyası gibi hatırlıyorum. Başak sarısı saçları, yosun yeşili gözleri... Hele o mağrur yürüyüşü... Tarife ne hacet, İbrahim’i tersine çevir, anlarsın Nihal’i.
Fakat neylersin, gönül bu, İbrahim hâline bakmadan seviyordu bu kızı. Şiirler yazıyordu onun için, şarkılar düzüyordu.
Büyük bir bahçeli evde otururlardı. Kapılarının önünden motorla “pat pat pat!” geçerken bir de şarkı tuttururdu İbrahim.
Gezdiğim dikenli aşk yollarında,
Elimden bir kırık saz geldi geçti.
Biz de var gücümüzle eşlik ederdik ona. Gözlerimiz pencerede olurdu kapısının önünden geçerken, bir gölge, bir kıpırtı, perdelerde bir dalgalanma görmek ümidiyle.
Sonra yorum faslı başlardı.
Penceredeydi.
Yok değildi.
Perde kıpırdar gibi oldu.
Oradaydı ama kendini belli etmek istemedi.
Annesi yanındadır da ondan...
Ne tuhaf, İbrahim bu kızın da kendisine âşık olduğuna iyice inandırmıştı kendini.
Peki, bize ne oluyordu?


Audio and voice recording >>

SENİ SEVEN BİRİ VAR

"inanmak zor geliyor böyle bir insanın varlığına. sürekli okuyorum, okuyorum... birini bitirip, öbürünü elime alıyorum kitapların. ama hâlâ aynı şaşkınlık üzerimde. evet, biz genciz, evet, gelecek biziz, ama bugüne dek bu sözlerin gerektirdiği eylemleri yapan kimseye rastlamadım. biz hep "bekleme" modunda tutulmaya mahkum edildik. kararlar alındı bizim yerimize, kariyerler çizildi, planlar, krokiler... bir cümlemiz vardı hep, ama öznesi olamadık onun hiç. ya gizli özneler girdi araya, ya edilgen fiiller. şimdi bir adam çıkmış diyorki, sen "genç"sin, bu yüzden odağındasın hayatın. zihnine şekil verilecek kıvamdasın, şimdi hamuruna ne katarsan, bundan sonra tabağına hep o çıkacak. bu yüzden ilgi gösterilmeli sana, birileri elinden tutmalı ki derin sularda kaybolmayasın, yanlış limanlara uğramayasın. bu adam diyor ki, işte önünde derya, bu senin gemin, bu da dümenin, gez, dolaş, keşfet, korkma bilinmeyeni aramaktan ama sana bir rehber lazım mutlaka. bazen kendi rehber oluyor, bazen rehber kitaplar, insanlar gösteriyor... haksız mıyım ben şaşırmakta?"
A.Akkaya

BİR GİZLİ HAZİNE İDİM

Bunlar eski diyarların haberleridir. Hepsi ‘mühürlenmiş' bir kitapta… Karanlıkları delen yıldız… Yeryüzünü kaplayan tufan… Dumansız ateşten yaratılan mahlûklar… Tapınak yapan cinler… Saba melikesi Belkıs… Beşiğinde konuşan bebek… Diriltilen ölüler… Mektup taşıyan Hüdhüd kuşu … İnsan suretinde melekler… Yarılıp yol veren deniz… Hünerli sihirbazlar… Zülkarneyn, Yecüc ve Mecüc… Kaderin sırlarını bilen adam… Etkisi bir ömür süren rüyalar… Balığın karnında yolculuk… Benzeri söylenemeyen sözler… Cennetteki prolog… Görkemli sütunlar sahibi İrem, kayaları yontan Semud, ehramlara gömülü Firavunlar… Üç yüz dokuz yıl süren uyku… Mucizeler ve nice akıl almaz olay… Bu kitapta hayal gücüne meydan okuyan gerçekler var!

BENİ YALNIZ SEN ANLARSIN

Yaban meyveleri tadında öyküler… Severek okuyacaksın. Sıradan gibi görünen insanların zengin iç dünyaları, hayatın anlamlı ayrıntıları şaşırtacak seni… Sarsılacaksın, gülümseyeceksin okurken, gözlerin dolacak belki de… Hayata bakışın asla eskisi gibi olmayacak bu kitabı okuduktan sonra… Daha bilge, daha duyarlı, daha mutlu olacaksın… Bu kitabı herkes okuyabilir ama herkes anlayamaz… Belki de onu yalnız sen anlayacaksın.
...
"Ömer Abi ya daha iki gün önce Beni Yalnız Sen Anlarsın kitabını ikinci kez okudum. Bir insan başka bir insana kelimeleriyle nasıl sarılır, yeniden öğrendim. İyi ki varsın." ❤
Furkan


SENSİZ AMA SENİNLE

"Dün kitaplığımdan okumak için kitap bakıyordum, Sensiz Ama Seninle kitabını gördüm. Hemen başladım okumaya Ömer Abi. Ben aslında her kitabında senden kesitler ararım ama bu kitabında seni buldum... Öyle güzeldi ki. Üslubuna her zaman hayran olurum ama bu kitap çok başkaydı. Sensiz ama seninleydi...
Kitabı okurken bittiğinde sana yazmanın hayalini kuruyordum. Ve yazıyorum, umarım okursun. Daha okumam gereken çok kitapların var ve her gün birini alıp okumak çok huzur veriyor... Bana rehber olarak senin kitapların yetti. Bazen bir dost, bazen de büyüğüm gibi o kitaplar. Her şeyden önemlisi her zaman yanımdalar."
A.Sergen




BENİ ARARSAN BULURSUN ‘MERVİN’

Susuyordum. Sımsıkı tutmuştum dilimi. Kalbim konuşuyordu onun yerine...
Hayır baba, yanılıyorsun! Ben büyüdüm. Ben bir seçim yaptım. Şeytana kölelikten şimdi kurtuldum. Beni azarlama, beni ezme, beni incitme, yeteri kadar incindim zaten. Bir ömür sevmeni bekledim beni. Evet, besledin, büyüttün, ne istediysem verdin ama kendini vermedin bana. Seninleydim ama sensiz büyüdüm. Bedenimi giydirdin ama ruhumu açıkta bıraktın. Ruhum üşüdü baba, sarılıp da ısıtmadın. Ne zaman uzatsam havada kaldı elim. Görmüyor musun? Hissetmiyor musun? İçimde bir çocuk var hâlâ... Küçük yaşta annesiz kalan bir çocuk asla büyüyemiyor, anlamıyor musun? Sev onu, başını okşa, elinden tut. En zor zamanlarında yapmadın, hiç olmazsa şimdi yap bunu... Evden ayrılırken, bir umuda yürürken, belki de bir daha görüşememe ihtimalini düşünerek...


ALLES WARTET AUF SEIN MOMENT

„Ach, ich! Gib deinem Leben Sinn. Zähle die Augenblicke deines Seins. Nimm das Leben leicht, als sei es eine Feder. Überlasse dich den Wogen des Schicksalsozeans. Tu nur, was du tun muss und warte dann. Sei nicht gierig! Wenn du zappelst, gehst du unter. Leidenschaften beschleunigen deinen Sturz. Ergebe dich!“


Mail Bestellung

VERTRAUE DICH DEM BESITZER DEINES HERZENS AN

Du bist in der Ferne und vielleicht ist genau das der Grund, weshalb ich dich so vermisse. Hätte ich dich gefunden und wäre bei dir angekom men, würde ich mich dann immer noch so nach dir sehnen? Ich weiß es nicht. Vielleicht fände meine Sehnsucht
ein Ende, gefolgt von einer tiefgreifenden Stille. Wie dem auch sei, mein Seelengefährte, Leuchtturm meiner dunklen Ozeane. Dein Schweigen hat lange gewährt. Erhöre mich endlich.

Mail Bestellung

OHNE DICH, ABER DOCH MIT DIR

Ich weiß nicht welchen Nutzen meine weit abseitige Seele von deinem Lesen des Heftes erwartet, das zu dir gekommen ist um mich dir mitzuteilen. Obwohl ich nicht bei dir bin, während ich diese Zeilen schreibe, ist es dennoch schön dich bei mir zu fühlen und zu wissen, dass du dich beim Hineinblicken in das Heft mit mir beschäftigst. Kläglich und schön! Genauso kläglich und schön wie die Gefühle bei der Beobachtung der sich vollkommen in Gelb verwandelnden Natur im Spätling. So kläglich und schön wie das Betrachten des Sonnenuntergangs und das Zerfallen der Blütenbl.tter einer reifen Rose.

Mail Bestellung

KALBİNİN SESİNİ DİNLE

Kıştı ve ben sahildeydim.
Dikkat ettim, adam yürüdükçe kuşlar da aynı yönde uçuyorlardı. 
Elinde bir torba, yanında küçük bir çocuk vardı adamın. 
Bizzat gördüm. 
Martılar, kırlangıçlar, hasılı cümle kuşlar sahile paralel uçuyorlardı. 
Elinde torba, yanında çocuk olan adam durdu. Kuşlar adamın gözü önünde daireler çizmeye başladılar. 

GİZLİ SAKLI MEVZULAR

KARANLIK GÜÇLER VE ESRARENGİZ GERÇEKLER
Batıniler, Hurufiler, Haşhaşiler, Fetullahçılar… Masum İmam efsanesi… Tek gözlü deccal… Pavlus, Opus Dei, Moon, İlluminati… Melek görünümlü şeytanlar… Tapınakçılar, Masonlar, Sabetaycılar… İçimize nasıl sızdılar? Gizli ilimler… Hermetizm, Okültizm, Parapsikoloji, Satanizm… Parmak ısırtan esrarengiz gerçekler… Kıyamet yaklaştı mı? Deccal gelecek mi? Süfyan kim? Mehdi nasıl biri? Mesih nerede yaşıyor? Ve daha nice gizli saklı mevzu… Perde aralanıyor… Maskeler düşüyor...

HER HARFİ BİR MELEK BEKLER

Ya, özür dilerim. Uzun zaman geçti aradan, yazmadın. Ne acayip adamsın sen. Hiç savunmadın kendini. Keşke diline geleni söyleseydin, kızıp köpürseydin. Edepsizliğimi, arsızlığımı yüzüme vursaydın. Rahatlayacaktım o zaman. Ama hayır, sessiz kaldın. Beni kendimle baş başa bıraktın. Seni kendime karşı savunmak da bana düştü. Sana söylediklerimin yüz katını kendime söyledim inan ki. Bir haftadır kendimle cebelleşiyorum. Bir taktik miydi bu? Korkulur senden! Bak hâlâ seni suçluyorum. Bilmem affedebilecek misin beni. Utanıyorum. Bana yanıt vermeme hakkına sahipsin. Bana zaman ayıran, beni anlamaya çalışan, onca işinin gücünün arasında benimle ilgilenen birine neler söyledim ben! Fakat biraz da incindim ne yalan söyleyeyim. Beni bu kadar kolay bırakmana yani. 


KOLAY, KISA, KEYİFLİ FELSEFE

Ben veciz konuşmayı seven bir kitabım... Felsefenin özünü, özetini, temelini anlatıyorum sana. Filozofları tanıtıyorum tarih sırasına göre, yaşantılarından söz ediyorum. Temel düşüncelerini açıklıyorum kısaca. Fakat önemli ayrıntı var anlatımımda. Filozofların da birer ‘insan’ olduklarını hiç unutmuyorum. Öyle ya, soyut birer isim, birer düşünce makinesi değildi ki bu faniler... Bana ‘veciz bir felsefe tarihi’ de diyebilirsin. İnsanoğlunun iki bin beş yüz yıllık düşünce serüvenini anlatıyorum bir öykü tadında. Felsefeyi merak eden herkes anlayabilir beni. 



SON KİTAP SANA GELDİ

Bir deruni yolculuk öyküsüyüm ben. Kendini bulma, bilme, tanıma serüveniyim. 
Yaşananlardan arta kalan izler, zihin ırmaklarından sızıntılar, ruh yangınlarından sıçrayan kıvılcımlarım. 
Gerçeği aramak, bulmak, bilmek üzere yola çıkacak yolcular arıyorum. 
İnsanlık merdivenini tırmanmak, kuşkularından arınmak, inancını büyütmek isteyenleri. 
Kendini olayların seline kaptırmayan ‘özel’ insanlarla buluşmayı, söyleşmeyi, dilleşmeyi umuyorum. 
Bir düşün, kendine gidip kendine gelmek üzere hem yol hem yolcu olmak istiyor musun? 
‘Evet’ ilk adımdır benim yolumda. Sürdür yürüyüşünü. Kendin seni bekliyor!


KADER DEDİM VE SUSTUM

Bir sırrı paylaşan tutkulu iki birey, usanmaz iki arayıcı, uslanmaz iki gezgin, yeli avuçlama çabasında iki çılgın.
Bir yanda edebiyata sevdalı bir nazenin, öbür yanda o ateşte pişmiş bir bilge. 
Yüz yüze, göz göze gelemeyen, ruhlarıyla tanışan, konuşan, tartışan özel insanlar.
Hayatın yanı sıra, sırlar üstü bir sırrı olan kaderin inceliklerini, iradeyi, tercihi, özgürlüğü konuşuyorlar.
Dinmeyen yürek sancıları, özlem rüzgârlarıyla harlanan ayrılık acıları sızıyor satır aralarına.
Sanal bir hayatı yaşıyorlar. Etsiz, kemiksiz, kansız, cansız bir yaşantıyı paylaşıyorlar. Sessiz sesleri yankılanıyor sayfalarda.
Bu büyü bozulmamalı.
Bu sır yaşamalı. 


SONSUZ HAYAT SENİ BEKLİYOR

Kendimi odama kapatmıştım. Uzak yakın akraba, arkadaş, hepsini dışarıda bırakmıştım, evdekileri bile. 
Kimse girmesin diye kapıları kapatınca ben de içeride mahpus kaldım. 
Derken, bana kendim de yük olmaya başladım. Ruhum için tedaviye götürdüler. 
Doktorum yatıştırıcılar yazdı, kullandım. Fakat hiçbir faydası olmadı. Benim derdim başkaydı çünkü, anlayamadılar, bilemediler. 
Kendini, hayatı, var oluşu yeniden tanımlamak isteyene ilacın ne yararı olur! 
Psikiyatra biraz çıtlattım, anlamadı. Kitabi sözler söyledi bana. 
Düzdü zekâsı. Kurama hapsetmişti kendini. İnsanların hepsi birdi ona göre. 
Beni sadece hasta olarak görüyor, ne söylesem ezberindekilerle tartıyordu. 
Terazisinde pamuk, demir, şeker hepsi birdi, yeter ki bir kilo gelsin. 



BEN OKUMA BİLMEM

Bir gün ona melek geldi ve “Oku!” dedi. Hazreti Muhammed “Ben okuma bilmem!” cevabını verdi. 
Melek onu tutup kucakladı, takati kesilinceye kadar sıktı, sonra bıraktı, tekrar “Oku!” dedi. O yine “Okuma bilmiyorum!” dedi. 
İkinci defa kucaklayıp takati kesilene kadar sıktı. Bıraktıktan sonra “Oku!” dedi. O yine “Okuma bilmiyorum!” dedi. 
Üçüncü kez takati kesilene kadar sıktı, sonra bıraktı. “Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! Rabbin en büyük kerem sahibidir ki kalemle ilim belletti, insana bilmediklerini öğretti” dedi. 
Hazreti Muhammed bu ayetleri öğrenmiş olarak evine döndü.

KALBİNİN SAHİBİNE EMANET OL

Uzun süredir yoksun ortalarda. Sesime ses vermiyorsun. Hayatta mısın, neler yapıyorsun, neredesin, kimlerlesin, beni düşünüyor musun, bilmiyorum. Sana gelmek istedim, izin vermedin. Hakikaten var mısın, onu bile bilemiyorum. Bazen kendi kendime yazmışım, konuşmuşum gibi geliyor bana. Bir zamanlar sana yazardım, senden sonra yine yazdım ama bu kez kendime. Kalbimi defterime kanatıyorum geceler boyu. Ne yazarsam yazayım hüzün siniyor üslubuma. Firkat hüznü, insan olma hüznü, isteyip de olamama hüznü...

SENİ SANA BIRAKAMAZDIM

Bir türkü sesi duyunca penceremi açıp baktım. Sesin sahibini göremedim. “Yüce dağ başında bir top kar idim Yağmur yağdı, rüzgâr esti eridim.” Türkünün sözleri, melodisi kalbime dokundu, gözlerimi yaşla doldurdu. Şair, ömür gerçeğini iki dizeye sığdırmış, yalçın kayalar gibi dikmiş önümüze. Nihayet kendisi de katılmış eriyenler kervanına. Evet… Karlar erir, karlar yağar. İnsanlar ölür, insanlar doğar. Ne dünya boş kalır ne de dağlar. Bir dağdır bu dünya, zaman rüzgârları esmektedir her an. Eriyip de yeryüzü sayfasından silinmemek mümkün mü?

RABBİM BENİ BANA BIRAKMA

Rabbim! Seninle konuşurken, sana nida ederken, senden yardım dilerken gözü yaşaranları görüyorum. Fakat benim kalbimde ateş yok. Gözümde yaş yok. Sönmüş ocak gibiyim. Serin taş gibiyim… Kalbime ateş, gözüme yaş verecek sensin! Pişman kalbimle kapına geldim. Kabul etmezsen kime giderim! Başka ilah yok ki… Benim gibi günahkârların da ilahı sensin. Rabbim! Beni bana bırakma!

HER ŞEY ANINI BEKLER

Yazar, ölümün diliyle, “Ben gidiyorum ey insanlar, dünya size kalsın!” dedi mi, dirilerin nazarında antika eserler gibi birden kıymet kazanır. Geride kalanlar onu merak eder, özel notlarına varıncaya dek bütün yazılarını okumak, gizli dünyasını tanımak isterler. Mezarı başında konuşmalar yapar, hakkında takdir yazıları yazar, adına yarışmalar düzenlerler. Tanıyanlar hatıralar anlatır, böylece sürer gider bu gösteriler. Benim için böyle şeyler yapacaklarını sanmıyorum. Popüler biri sayılmam çünkü. Bunu arzu etmedim. Kendimi bir sır gibi sakladım bugüne dek. İsmi kitaplarından önce gelen bir yazar olmak istemedim. Sanatımla, eserlerimle var olmaya çalıştım. “Sessiz yaşadım, kim beni nerden bilecek” dizesini hayat ilkesi saydım.


ICH KONNTE DICH NICHT DIR SELBST UBERLASSEN

Jeder Mensch ist ein Original, aber nur wenige wagen es, sie selbst zu sein.
Willst du anders sein als die anderen? 
Dann sei du selbst!


Mail Bestellung

DU BRAUCHST EINE NEUE WELT!

Lies! Lies das Leben ... 
Lies dich selbst ... 
Lies das Universum ...
Lies das Buch ... 
Widersetze dich allem, was jenseits der Realität liegt.
Halte dich an der Wirklichkeit, mache dich frei. 
Sei kein gewöhnlicher Mensch. Sei grundehrlich.
Falle auf Lügen nicht herein und bleibe nicht auf der Oberfläche.
Vertiefe deine Gedanken.
Höre! Das Leben spricht zu dir.
Schau! Du hast eine Nachricht erhalten.
Lies! 
Das letzte Buch ist für dich herabgestiegen...


Mail Bestellung

MERVIN „DU FINDEST MICH, WENN DU MICH SUCHST“

Die abenteuerliche Geschichte eines Jungen, der mit fünfzehn Jahren als Offiziersanwärter am Krieg teilgenommen hatte, der die schlimmsten Gräueltaten und die unstillbaren Schmerzen erleben musste... der die Existenz schonungslos hinterfragte, der aber auf der Suche nach seiner Persönlichkeit trotz aller Widerstände den Fortschritt wählte, der, nachdem er die bittersten Entbehrungen erleben musste, den Grund des Seins und der Liebe entdeckte, der ein unvergleichbarer Charakter war...
Sie werden Mervin nach der Lektüre dieses Buches, das in einer einfachen und dynamischen Sprache geschrieben wurde, aus nächster Nähe kennen lernen, werden Zeuge seines aufregenden Lebens und ich bin sicher, Sie werden ihn lieben...


Mail Bestellung

DAS EWIGE LEBEN WARTET AUF DICH!

Ich weiß, manchmal ist dir die Welt zu klein…
Die Flügel deiner Seele berühren den Himmel…
Du glaubst inständig, dass das ewige Leben auf dich watet!
Du brauchst ein Buch, das deine Sprache spricht und genauso frei ist wie du selbst…
Ich galube, wir könnten gute Freunde werden…
Was meinst du?


Mail Bestellung

ES GIBT „JEMANDEN“, DER DICH LIEBT

Ein Schriftsteller und ein junges Mädchen, das davon träumt, Schriftstellerin zu werden... Und in der Umgebung der beiden eine ganze Reihe interessanter Typen... Die Erlebnisse werden sowohl tatsächlich gelebt als auch aufgeschrieben... Wir blicken durch die Augen der Protagonisten auf das Leben... Das Mädchen bereitet sich gerade auf das Abitur vor... Sie muss wichtige Entscheidungen für sich treffen... Manchmal gerät sie in eine Krise, rebelliert dann laut... Aber die Zeit bleibt nicht stehen, das Leben wartet nicht...
Die anstehende Entscheidung muss so schnell wie  möglich getroffen werden... Die beiden reden über Philosophie, über den Menschen, über das Schicksal... Manchmal ereignen sich interessante Dinge, interessante
Figuren betreten die Bühne und sind Gast in diesem Buch...
Ein Buch, das jeder Jugendliche lesen sollte, der sich selbst besser kennen lernen und seine Begabungen entwickeln möchte, der auf der Bühne der Welt die für sich bestens geeignete Rolle auszusuchen wünscht...


Mail Bestellung

'MERVIN' SEARCH, AND YOU WILL FIND ME

Mervin is a story of the development of a young german officer during World War II. We are taken in this life from his rose-colored years of naivete and innocence through his experience first hand with the destruction and atrocities of war. We live his life with him as he grows up as a young man in Nazi Germany going to university in the midst of the rise of the Third Reich. We are with him when he falls in love for the first time and when he holds a weapon for the first time. We are captured and taken to a prison camp along with him, and likewise we too are able to make our escape when he does.
We are next to him the first time he meets an American soldier. All of these events and images together make up the portrait of Mervin, a young man who is seeking himself and finding meaning in a world which has been left in smoldering ruins around him. From those ruins, like his country and his world, he begins to rebuild himself.

THE ETERNAL LIFE AWAITS YOU

A book that relieves you from the fear of death.....
....
You are an intelligent person..... One who reads, thinks, and wants to understand the meaning of life.... Your mind just won’t settle down..... You have questions, interrogations.... You don’t want to be just anyone. You ask “Who am I? Why am I in this world, where am I heading, What will happen after death?” You can’t live without thinking... You can’t stop the voice of your heart... I know, sometimes you can’t even fit into this world.... The wings of your heart touch the skies..... You believe with all your heart that an eternal life awaits you... 
You need a book which talks in your language, that has answers for all your questions, a book that “is as free as you”.... What do you say, it seems to me that we could be good friends...

SHORT, EASY, FUN PHILOSOPHY

Read Me!
Man is the essence, conscious and mind of the universe. He is the one who can want without any limits and choose freely. Since he has become the most mature fruit of this eternal universe, he does not stop at anything and has been searching ever since for the reason of his existence.
There are paths before the mind and every single thinker opened a new path in his own way for those who followed him. And each has said, “Mine is the truth!”.
The shadows of their lifestyles, emotions and dispositions have reflected onto their philosophies. Each of them called their audiences to their own path and way.

THERE IS ONE WHO LOVES YOU

Then one day she meets a guy on the internet. He is an intelligent, writer, who has similar interests, whose lifestyle is actually based on these interests.
Then there comes a strong connection, chemistry between them... This book is a door to a journey that they started together... a story of searching for the truth.

...
“To come across and meet in a virtual world… Weird but nice… I read your writing, it made me think. Your words touched some place inside of me…

You do not know who I am. It’s not like I know myself either.
Of course, you will get to know me in time. It would be wrong to say I am like this. One cannot look at one’s self objectively. I have tried it, it just doesn’t work that way.

LIFE IS BEAUTIFUL WHEN ONE LOVES

If you are the type who enjoys small details, curious about the colourful, inspiring lives of others, and if you want to read a book with a true Mediterranean soul, then this is for you!

ALIZARIN
I was in year ten. All I had was two shirts. One was old and I would wear it at home. The other was pretty new and I used to wear that when I would go to school.
Our relative, who was working in Germany, had given it to my mum. “Look, it’s brand new… Let the kid wear it” he had said.  
Well, actually it was pretty big for me but who cares, it was new. And it’s size wasn’t obvious under a jacket. 
I hadn’t even cared as it was a summer shirt, I used to even wear it in the middle of winter. The shirt was green, one of those “greens” which grabbed everyone’s attention.

İMA NEKO KO TE VOLİ

Kada počneš pitati pitanja kao što su: „Kakvo je značenje života, odakle ja dolazim, šta će se desiti nakon smrti?“, jedini odgovor koji dobijaš jeste: „Jesi li ti luda?“. Ili ti mogu reći: „Jesi li se posvađala s dečkom?“. Ne mogu zamisliti da se i normalni ljudi mogu raspitivati o životu... Kao da mi je stalo do njih!
Jedna pametna djevojka... Ona čita knjige... Misli... Postavlja pitanja... Niti vjeruje, niti odbacuje vjerovanje... Kolebljiva je... Interesuje je književnost... Piše radove... Zainteresirana je i za filozofiju...Jednog dana upoznaje jednog pisca preko Interneta. On je veoma interesentan čovjek čiji se životni stil sastoji od čitanja, razmišljanja i pisanja...
Unatoč tome što nikada nije vidjela piščevo lice, među njima se razvija jaka veza... Jedno drugom pišu o svim životnim temama... Kako vrijeme teče, tako i teme postaju dublje i interesantnije... Jedna originalna knjiga koja se dotiče fundamentalnih pitanja, koja se u svakom vremenu tiču svakog čovjeka...
To je esej zajedničkog razmišljanja... Priča o potrazi za istinom... Na taj način se obraća svojim čitateljima...
„Ako dovoljno raširiš svoje ruke, nikada nećeš biti sam, ako nikada ne ostaneš bez nade, letjeti ćeš bez krila... Ako živiš onako kako vjeruješ, nikada nećeš postati rob... Naći ćeš sebe svaki put kada kreneš u potragu za istinom...  Shvatit ćeš život onog trena kada shvatiš cvijet... Ako svoje srce budeš držao toplim, nećeš ni goriti... Zapravo, ti si jedna knjiga, ako znaš kako trebaš čitati...“

www.rejhan.net

JA, KJO ESHTE JETA

Yazılarımdan bir seçme yapılıp Arnavutçaya çevrildi ve yayınlandı.

GENÇLER İÇİN KURAN MEALİ

1.
Sana bir hatıramı anlatarak başlayayım söze… Bir akşam telefonum çaldı, açtım. Baktım, tanıdık bir ses. “Bir arkadaşımla birlikte sana gelmek istiyoruz. Kendisi mimarlıktan yeni mezun oldu. Kurán konusunda soruları var. Ben konuştum ama yetmedi. Bir de senin konuşmanı arzu ediyorum” dedi. “Buyurun” dedim. Geldiler. Mimarın gerçekten de ciddi kuşkuları vardı. Yığınla soru sordu. Uygun bir dille bildiklerimi anlattım. Bazen itiraz ediyor, benimle tartışıyordu. Sohbetin sonuna doğru “Belli ki sen birikimli birisin. Kim bilir bugüne dek kaç kitap okumuşsundur” dedim. “Evet, çok okurum” dedi. “Peki, hiç Kurán okudun mu?” diye sordum. “Hayır, baştan sona okumadım” dedi. “İşte bu olmadı!” dedim, “Sen aydın bir insansın, Kurán da bir kitap. Milyonlarca mümin asırlardır hayatını bu kitaba göre yaşıyor. Dünyanın yarısı, insanların beşte biri ona inanmış. Bu kadar etkili bir kitabı merak etmez mi insan? Bir aydın merakıyla dahi olsa okuman gerekmez miydi?” Biraz düşündükten sonra “Haklısınız” dedi, “Denedim aslında. Arapça bilmediğim için bir meal aldım, okumaya çalıştım. Fakat kuru, kekeme, tatsız tuzsuz bir dili vardı. Hoşuma gitmedi. Sıkıldım, okumayı bıraktım. Dili güzel, anlatımı akıcı kitaplara alışmışım. Öylesini severim.” Mimarın son sözleri uzun süre zihnimde yankılandı durdu. Selis, güzel, şirin bir dille hazırlanacak bir mealin önemini anladım. Böyle bir meal hazırlama arzusu gönlümde yer etti. Kısmet bugüneymiş. 

GENÇLER İÇİN HADİS EL KİTABI

1.
Baktım ki, gelen gidiyor, giden gelmiyor. Zaman rüzgârı, ömür günlerimi sonbahar yaprakları gibi döküyor. Hüsran yangını kalbimi sarınca, fani ömrümü bakiye tebdil edecek bir yol aradım. Bu yolu bana Resul size her neyi emrederse onu alın, her neyi nehyederse ondan uzak durun! ayeti gösterdi. Emre tabi oldum, tarifsiz kederlerden kurtuldum.
Böyle bir kitaba gençlik yıllarımda nasıl da ihtiyaç hissetmiştim! Bir elimde Kurán vardı ve ben öbür elime derli toplu bir hadis kitabı almak istiyordum. Fakat ne mümkün! Hadisler o kadar çok, hadis kaynakları o kadar hacimliydi ki, yararlanabilmek için neredeyse bir hadis âlimi olmak gerekiyordu.
Beni yıllar sonra böyle bir kitap hazırlamaya sevk eden işte bu hatıram oldu. Binlerce sayfalık hadis külliyatlarının özünü bir araya getirip günümüz insanına sunmanın önemine inandım. Rabbimin inayetine güvenerek çalışmaya başladım.
Bazı hadisler bana yol boyunca rehberlik etti. Peygamber Efendimizin “Allah, bizden işitip de başkalarına aynen bildiren kişinin yüzünü ak etsin!” duası hep şevkimi artırdı. 
“Kolaylaştırın, güçleştirmeyin! Müjdeleyin, tiksindirmeyin!” ihtarını daima hatırladım. 
“Kim benim adıma yalan söylerse ateşe girer!” tehdidini hiç unutmadım. 
‘Muhataba göre hitap’ önemli bir sünnet ilkesiydi, ben de günümüz insanını hep göz önünde bulundurdum.

KÜÇÜK LÜGAT

Fiyatı uygun, taşınması kolay bir cep lügatidir. Önemli özelliklerini kısaca söyleyeyim:
İmani, felsefi, ilmi kitaplarda geçen ve tanımı gereken önemli kelimeler bu lügatte bulunsun istedim.
En az kelimeyle en isabetli karşılıklar vermeye çalıştım.
Açıklanan kelimeleri eski imlaya göre, karşılıklarını ise günümüz imlasına göre yazdım.
Kelimelerin yazılışında uzun, ince ve "ayın"lı heceleri "aksan" işaretiyle gösterdim.
Önemli "kavram"ları ve "terim"leri kısaca tarif ettim.
Tanınması gereken sahısları en önemli özellikleriyle kısaca tanıttım.
Kelimenin önünde ve sonunda yer alan "ek'lerin görevlerini belirttim.
Tek kelime gibi kullanılan "terkip"lere de yer verdim.

ÖZEL LÜGAT

Bilenler hatırlayacaktır, daha önce "Küçük Lügat" adlı bir kitap hazırlamıştım. Bu hacmi küçük sözlük büyük hizmetler ifa etti, hâlen de geliştirilmiş biçimiyle ellerde gezmeye devam ediyor.
“Küçük Lügat”ten istifade edenler, ağız birliği etmişçesine, hep şunu söylüyorlardı: Bu kitap güzel ve faydalı, fakat başka bir kitaba daha ihtiyaç var. Hem terkiplere yer veren, hem de terimleri açıklayan bir lügat hazırlamalısınız.
Ben de bu sese kulak verdim. Yıllardır hazırlık yapıyor, notlar biriktiriyordum. Tamamlamak bu sene nasip oldu.
Özel Lügati, temel kaynaklarımızda kullanılan, ama yeni nesillerce bilinmeyen kelime, terim ve terkipleri târif etmek için hazırladım.
Hedefe giderken, önce edebi, felsefi, dini temel kaynakları taradım, bilinen kelimeleri elemek suretiyle bilinmeyen kelime, terkip ve terimleri tespit ettim.
Her kelime ve terkibin eserlerdeki yerlerini buldum, karşılıklarını siyak ve sibakına, yani öncesine ve sonrasına bakarak yazdım.

15 TEMMUZ 2016 DARBE GECESİ TWITLERİ...